“Çocukları afetlerle korkutmayın”

Son haftalarda yaşanan yoğun sel ve yangın felaketleri, hem doğrudan mağdur olanlara, hem tanık olanlara hem de olayları izleyen topluma ciddi travmalar yaşattı. Çocuk Koruma ve Bakım Uzmanı Barış Tuncer, büyük afetlerin ardından kişilerin travma sonrası stres bozukluğu yaşayabileceklerini kaydederek, Travmayı atlatamayanlar açısından yaşadıklarının etkisi daha ciddi sorunlara dönüşebileceğini söyledi.

Travmatik olaylardan en fazla olumsuz etkilenecek grubu çocuklar ile ergenlerin oluşturduğunu söyleyen Tuncer, “Çocukların afet benzeri travmatik olaylarda daha fazla etkileniyor. Çocuklar yetişkinlere göre daha kırılgan olmaları ve yaşam tecrübelerinden önemli ölçüde yoksun olmaları nedeniyle travmadan etkilenme konusunda daha dezavantajlı konumdadırlar. Çocukların travmaya gösterdikleri tepkiler de yetişkinlerin tepkilerinden daha farklıdır” ifadelerini kullandı.

Travmaların, bebeklerle yeni yürüyen çocuklarda (0-3 yaş aralığı) gelişim sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Barış Tuncer, buna ilişkin örnekleri şöyle sıraladı: “Travmadan etkilenen bebeklerde sık görülen tepkiler arasında, kolay şaşırma, kaygılı görünme ile altını ıslatma, konuşma problemleri gibi gerileme davranışları ortaya çıkabilir. Travma yaşayan çocuklar anne-babadan ayrılmak istemeyebilir, uyku sorunları yaşayabilir, kâbuslar görebilir. Aşırı ağlama, çığlık atma, insanlarla ilişkilerde ürkeklik, güven problemleri de travmatik olayların bebek ve çocuklarda görülebilecek etkiler arasında yer alır. Kontrol edilemeyen saldırganlık, iştahsızlık ve sindirim sorunları da travma sonucu ortaya çıkabilecek sonuçlar arasında sayılabilir. Bu arada travmalar, çocukların oyunlarına da yansır, travmayla ilgili tekrarlayan oyunlar görülebilir.”

0-3 yaş çocuklarda görülen travma sonrası stres tepkilerinin büyük bölümünün 4-6 yaş aralığındaki okul öncesi çocuklarda da görülebileceğini belirten Çocuk Koruma ve Bakım Uzmanı Barış Tuncer, travmatik olaya maruz kalmış okul öncesi çocuklarda genel olarak gözlenen tepkileri şöyle sıraladı:

“Yatak ıslatma, parmak emme gibi gerileme davranışları. Anne-babadan ayrılmama. Hayalle gerçeği karıştırma. Ani heyecanlanmalar. Kaçınma davranışları. İçe kapanma. Suçluluk hissetme. Kâbuslar görme ve gece korkuları yaşama. Tipik davranışların takıntılı bir şekilde tekrarlanması. Dikkat sorunları. Kaygılı bir ruh hâl. Hayvanlardan ve yabancılardan korkma.”

Okul öncesi çağındaki çocuklar için en önemli kendini ifade etme araçlarından birinin oyunlar olduğunu vurgulayan Barış Tuncer, “Çocuklar, yaşadıkları olumlu ya da olumsuz yaşantıları ve duygularını hemen oyunlarına yansıtıp bunu bir tür ifade aracı olarak kullanırlar. Çocukların travmayla ilgili algılarını ve duygularını oyunlarında gözlemek mümkündür. Bu dönemde çocuklar benmerkezcilikten dolayı afetlere, travmatik olaylara kendilerinin neden olduğunu düşünebilirler. Çocuk, yaramazlık yaptığı, anne-babasının sözünü dinlemediği için bu olayın meydana geldiğini düşünebilir. Nu nedenle çocuklara yaramazlık yaparsan bizim evimiz de yanar, bizim evimizi de su basar vb. şeyler söylemek çok sakıncalıdır” şeklinde konuştu.

Travmanın okul çağındaki çocukları okul öncesi dönemdeki davranışlara geri götürebileceğini söyleyen Tuncer, “Okul başarısı düşebilir, okula gitmek istemeyebilir. Okulda da davranış sorunları yaşamaya başlar. İsyankarlık, saldırganlık ve gevezelik de bunlar arasında yer alır. Tekrarlayan hareketler, yağmur, rüzgâr, şimşek gibi doğal olaylardan korkma, dikkat ve konuşma sorunları da görülebilir. Erkek çocuklarda silahlara ve savaş oyunlarına ilgi artabilir, vücutlarında ağrılar görülebilir” şeklinde konuştu.

13-18 yaş çocuklarda sıkça görülebilecek ciddi olumsuzluklara yol açabileceğini söyleyen Tuncer, “Uyuyamama ya da fazla uyuma, iştahsızlık ya da aşırı yeme gibi durumlara sıklıkla rastlanabilir. Ergenlerde travma sonrası yansımalar arasında mide bulantısı, kalp çarpıntısı, kolay ağlama, alkol ve/veya madde kullanımına yönelme, suçlu ve çaresiz hissetme, öfke patlamaları, kâbuslar görme, anne-babayla çatışma, okul sorunları sıklıkla yer alabiliyor. Hırsızlık ya da saldırganlık, aşırı heyecan ve yerinde duramama, ilişki kuramama, içe kapanma ve halüsinasyonlar görme de bunlar arasında sayılabilir. Ayrıca gelecek hakkında olumsuz tutumlar, günlük etkinliklere ilgi duymama ve hatta intihar girişimleri de maalesef ergenlerde travma sonrası görülebilen durumlar arasında yer alıyor” dedi.

Orman yangınları ile sel felaketlerinin yol açabileceği travma ve sonrası yaşanabilecek olumsuzluklara karşı Tuncer ebeveynlere önerilerde bulundu: “Çocuklarla doğal afetler (yangın, sel, deprem) hakkında yaş ve gelişim düzeyine uygun biçimde konuşun, dürüst davranın. ‘Tekrar yangın, sel olmayacak’ gibi gerçek dışı ifadeler kullanmayın. Çocuğa yaşanan afetlerin geçici olduğunu anlatın. Sakin davranın ve yetişkinler olarak her zaman yanında olacağınızı belirtin, güvende hissettirin. Ama durumun ciddiyetini inkar etmeyin. Çocuğunuzun bu konudaki duygu ve düşüncelerini anlatmaları için fırsat tanıyın. Yaşananları kendi kelime ve cümleleriyle ifade edilebilmesi için çocuğunuzu destekleyin. Bazı çocuklar için olayları tekrar tekrar anlatmak yaraları sarma sürecinin bir parçasıdır. Onu dikkatle dinleyin, beraber gelişim düzeyine uygun oyun oynayın, resim yapın, hikaye ve masal anlatın. Çocuğunuzun paylaştığı duyguları yargılamayın, hissettiklerinin doğal olduğunu anlatmaya çalışın. Fiziksel temas düzeyinizi artırın. Çocuğunuzun bedensel sınırlarına ve ihtiyaçlarına saygı duyarak, çocuğunuza sarılın ve sevginizi gösterin. Çocuklar etraflarındaki yetişkinleri örnek alır. Bu nedenle kendi duygu, düşünce ve davranışlarınızın farkında olun, sakin ve iyimser kalmaya gayret edin. Güçlük yaşıyorsanız bir uzmandan destek alın. Çocuklara medyada sık yer alan afetlere ilişkin haber ve programları izletmeyin. Çocuğun yanında söylediklerinize çok dikkat edin. Onlar düşündüğünüzden çok daha fazlasını duyar ve anlarlar. Evdeki olağan yaşam döngüsünü sürdürmeye çalışın. Aile üyelerinin bir arada olmasına özen gösterin. Çocuğun bir an önce düzenli ve programlı bir gündelik yaşama girmesini sağlayın. Travma sürecini atlatmasını sağlamak için çocuğunuza yaşına uygun görevler verin. Bu, aile içinde dayanışma duygusunu artırır, çocuğun da kendisini güvende hissetmesini sağlar.”

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

istanbul escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort bahçelievler escort İstanbul escort esenyurt escort maltepe escortlar avcılar escort beylikdüzü escort bakırköy escort halkalı escort şirinevler escort sefaköy escort maltepe escort Вип Бишкек avcılar escort bakırköy escort kadıköy escort maslak escort lara escort escort izmir izmir escort bayan gaziantep escort